Dört büyükten nasıl red aldım?

Yıl 2012 daha o zaman bu IT’deki göç dalgası başlamamış, Google’la teknik telefon görüşmesi yaptım. IK görüşmesini geçtim. Ordaki sorular kolay, o aralar da hep aynı soruları soruyorlar. Teknik görüşmede batırdım. Çok üzüldüm. Beceremedim, ühü bühü her tür ağlandım.  

Seneler geçti. Google’la yeniden görüşmek için cesaretlendim. İşler de denk geldi. 2015 senesinde gene başvurdum. IK görüşmesi cepte. İlk teknik telefon görüşmesinde teknik bir sorun oldu. Görüşmede soruyu ve algoritmayı anlattım, iyi geçti ama kod yazmaya vakit kalmadı. Başka bir görüşmeci ile bir görüşme daha ayarlandı. Farklı bir soru sordu ve görüşmeden geçemedim. Zırlamalar, kendini sorgulamalar, niye beceremiyorumlar… 

Amacım Google’da işe girmekti. Çok büyük ölçekte yazılımların olduğu, organizasyonun gene benzer bir ölçekte olduğu, teknolojiden para kazanan ve mühendis cenneti diye anılan Google’da çalışmak istiyordum. Türkiye’de mühendis olarak çalışırken hep bir yönetimin işi anlamamasından, kaliteye değer vermemesinden, okuduğum kitaplardaki ‘best practice’lerden fersah fersah uzak olmaktan sıkılmıştım. Bu işin düzgün yapıldığı bir yer olsa gerek. O yerin Google olma ihtimali yüksek hem de Google’un hikayelerinden etkilenmiştim. Orda çalışmayı çok arzu etmiştim. 

Baktım Google’a giremiyorum ve acayip bir heyecana kapılıyorum. Galiba bizim işler de kesat o ara. 2016 yılında yurtdışında düzgün yönetilen ‘best practice’lerin uygulandığı bir şirkete gideyim bari diyerek hedefi değiştirdim. Almanya’da iki şirketle görüştüm. İlk yüzyüze görüşmem Trivago ile oldu. Önce iki yazılımcı ile görüştüm, iyi geçti. Bir sonraki görüşmede IT direktörü ile karşılıklı kıl olarak görüşmeyi bitirdik. Teklif gelmedi. Freiheit.de ile görüştüm. Ordan teklif aldım. Ama içime sinmedi. Gitmedim. Ben mikroyönetimden (‘micromanagement’ten) çok korkuyorum. Orda öyle bir hava sezinledim. Tamamen yanılmış olabilirim. Ama gitmedim.

Bunların ardından benim kısmetim açıldı. Sonbaharda Amazon, Viyana’da bir işe alma etkinliği olduğunu yazdı, arkasından da çevrimiçi değerlendirme (online assessment) gönderdiler. Belli bir süre içinde cevaplamanız gereken iki kodlama sorusu bir de iş yapma tarzınızı anlamak için bir anket. Etkinliğe 3 hafta kala haber vermişlerdi. Vizem olmasaydı gitmem mümkün değildi. “Online assessment”te iki sorudan birini batırdım, ama beni gene de davet ettiler. Nihayet dört büyüklerden biri ile o meşhur 4-5 saatlik görüşme gününe davet edildim. Viyana’nın en lüks otellerinden birinde iki gece konaklattılar. Görüşme oraya 5 dakika uzaklıkta başka bir otelde oldu. Heyecanlandım. Görüşmelerin bazıları kötü bazıları iyi geçti. Bu kadar sene içinde ilk defa kadın bir görüşmecim oldu ve ilk defa biri CV’imdeki “Women Developer” (Kadın Yazılımcı) grubu ile ilgilendi, soru sordu. Görüşmecilerimin hepsi çok iyi görüşmecilerdi. Hepsi uzun senelerdir Amazon’da çalışan insanlardı. Önceki iş görüşmelerime göre çok profesyonellerdi. A sınıfı şirketin görüşmesi de farklı oluyormuş diye düşünmüştüm. Görüşmelerimin bir kısmı kötü geçse de hiç bir görüşmenin ardından kendimi kötü hissetmedim. Ama toplamda yorucuydu. Böylece dört büyükten yüzyüze görüşüp ilk reddimi aldım. Aslında neden çağırdıkları bile belli değildi. Online değerlendirmeyi geçememiştim. Tahminim bir kadın kotası vardı, kadınlardan biri son anda iptal etti ve etkinliğe beni çağırdılar. Amazon’a bana böyle bir deneyim yaşattıkları için minnettarım. Görüşme kısmını kastediyorum. 🙂 Bu etkinlikten sonra kendime güvenim biraz daha geldi.

Bu arada işler yoğunlaşıyor, yeni gelişmeler oluyor. Ben bu arama işlerini arada kenara koyuyordum. Facebook’a çok kez başvurmuştum. Geri dönmemişlerdi. Yeni bir özellik eklemişler ilana başvururken Facebook’a giriş yaptıysan orda çalışan tanıdıkların gözüküyor ve tek tıkla ekleyebiliyorsun. Vardı, ekledim. Bu sefer dönüş oldu. 2017 senesinde Facebook’la görüştüm. Acayip tatlı bir IK’cı ile görüştüm. ‘Benim amacım süreç boyunca sana yardımcı olmak’ dedi ve öyle de yaptı. Teknik telefon görüşmesi ayarlandı. Görüşmecimin tavrı çok pozitifti, görüşmenin başında CV’im için çok etkileyici dedi ve bunun performansıma olumlu etkisi olduğunu düşünüyorum. Görüşmeyi geçtim. Arkasından Londa’da yüzyüze görüşmeye gittim. Kodlama görüşmelerimin biri çok iyi geçmiş, biri orta ama iki sistem tasarım (system design) görüşmem de yetersiz. Bana yüksek ölçeklenebilir sistemlerinin tasarımını soruyorlar. Çok çalışıyorum ama yapamıyorum. 🙂 Ben hiç bir işimde yüksek ölçekli bir iş yapmadım. Bu işe yüksek ölçek deneyimi edinmek için gitmek istiyorum zaten. Derken reddimi alıp oturdum. Gene zırlamalar, kendini sorgulamalar, ben yeterince iyi değilimler. Ama bir hafta sonra hiç bir şirketin yapmadığı bir şey yaptılar. Girdiğim görüşmelerin hepsi ile ilgili detaylı geri bildirim verdiler. Şurda şöyle demişsin. Onu görüşmecin iyi bulmuş. Sonra şunu sormuş bunu söylemişsin. Burda senden şöyle şeyler söylemeni beklemiş. Ek olarak ‘Direktörümüz seni çok beğenmiş. Normalde 1 seneden önce bir daha görüşmüyoruz, seninle 6 ay sonra tekrar görüşmek istiyoruz’ dedi. Çok sevindim. O saate kadar görüşme sonuçları 1-0 olarak geliyordu, yani ya kabul ya da red. Halbuki görüşme sonuçları 1-0 değil aslında. Sonuçlar bir skalada çıkıyor, bir kurul toplanıyor 1’i nerden 0’ı nerden keseceğine karar veriyor. Benim sonuçlar 1  tarafına daha yakınmış, bu sefer anlayabildim. 

Facebook’la daha görüşmeye gitmeden Microsoft yazdı. Prag ofisi. Bir ya da iki ay sonra da orayla gittim görüştüm. O etkinlik ilginçti. Görüşmeye gelen 8 kişi ile başladı etkinlik. Herkes kadındı. Hep beraber bir odada kahvaltı ettik. IK’cılar bize Microsoft’u anlattı. Arkasından görüşmeler başladı. Aralarda aynı odada diğer adaylarla beraberdik. Öğlen arasını görüşmeciler ve adaylar hep beraber yedik. O sene Microsoft’un yönetici bonuslarının kriterlerinden biri çeşitliliği artırmaktı. Twitter’da takip ettiğim bir çok bilindik kadın yazılımcıyı işe aldılar o sene. Bunun sonucunda yapılmış bir etkinlikti diye tahmin ediyorum. Prag’taki Microsoft, eski Skype ofisi. Microsoft’un diğer ofislerinden farklı olabilir gibi hissettim. Görüşmelerimin bir kısmı iyi geçti bir kısmı o kadar iyi geçmedi. Ortalamada bakarsak iyi geçti. Amazon ve Facebook görüşmelerine göre daha kolaydı. Ben biraz daha lakayıttım. Şirket olarak Microsoft’u çok beğensem de geçmişte bu Linux Microsoft çekişmelerinden kalan bir önyargım var. Bu görüşmelerimde değişik olarak ilk defa bir görüşmecimin bakışlarından rahatsız oldum. Benle konuşurken ara ara gözleri göğüslerime doğru kaydı. Şaşırtıcı geldi. Geri bildirim olarak yazmayı düşündüm, ama görüşmecilerle IK’cilar pek bir kankalardı. Bir etkisi olmayacağını düşündüm. Sonrasında Microsoft’taki benle ilgilenen kişi sonucu açıklamak için telefonla belli bir tarihte ve saat aralığında arayacağını yazdı. Günü geldiğinde bu saat aralığının bittiğinin iki saat sonrasında beni arayarak rededdildiğimi bildirdi. Bu da Cuma akşamı saat 20:00’a denk geliyor. Köpürdüm ve hala düşündükçe sinir olurum. “Beni geç arıyorsunuz” dediğimde “acil bir iş oldu çok özür dileriz” dedi. Ama bunu aramanın en başında söylemedi, ancak ben sert bir şekilde sorunca söyledi. O yüzden bahane uydurduğunu düşündüm. Epostayla at cevabı, red ediyorsun zaten. Herşeyi bırak, redleri baştan ara. Bekletilmiş olarak red cevabı almak durumu daha da sinir bozucu yapıyor.  

Facebook 6 ay sonra aramadı. O arada bu Cambridge Analytica skandalı patladı. Benim iş de iyi gidiyordu sanırım veya cesaretimi toplayamadım. Ben de aramadım. 2018’i boş geçtim. 2019 senesinde “Ta ta taam!” Google aradı. Google normalde görüşüp de olumsuz geçen görüşmelerden sonra tekrar arar. Ama beni senelerce aramamışlardı. Bu sefer “Software Engineer” değil “Site Reliability Engineer” pozisyonu için aradıklarını söylediler. Asıl istediğim pozisyon buydu aslında, ama görüşmeleri geçemeyeceğimi düşünerek hiç başvurmamıştım. Yeni bir görüşme “track”i eklediklerini söylediler. Sevindim, heyecanlandım. Google’da SRE olarak çalışan bir arkadaşımla konuştum, bu “track”ten hiç haberi olmadığını ve doğru olmayabileceğini söyledi. İlk teknik telefon görüşmesini yaptım. Gene teknik bir problem çıktı. 5 dakika falan geç başladık. Soru inanılmaz zordu. Ama zorladım bir şeyler kodladım yaptım. Sonrasında çok sinirlendim. Ben burda haftalar aylarca hazırlanıyorum; bu arkadaşlar senelerdir şu teknik problemlerini çözemiyorlar. Bir de Google ile görüşüyorum, teknik problemin az olmasını beklersin. Sonra da gelip bana yüzyüze görüşmede soracakları soruyu soruyorlar. Geri aradılar. “We couldn’t get enough signal” (Yeterince sinyal alamadık) vs diyip bir telefon görüşmesi daha yapmak istediklerini söylediler. Bence biri “Oha ne biçim soru sormuş. Bu görüşmeyi tekrarlayalım” dedi. Tekrarladık, görüştüm, geçtim. Yüzyüze görüşmeye çağırıldım. Yeni “track” meselesi, SRE arkadaşımın tahmin ettiği gibi hakkaten doğru değilmiş. Normal SRE-SWE görüşme sürecine girdim. Görüşmeyi Dublin’de yapmak istedim. Arkadaşım orda yaşıyor. Birkaç gün de kalıp arkadaşımla vakit geçirdim. Google’in görüşme süreci genel olarak biraz can sıkıcıdır. Arkadaşlarımın tecrübelerinden de biliyorum. 3 hafta falan bekletip reddettiler. Sınırdan reddedildiğimi, algoritma ve veri yapılarında yeterli olmadığımı söylediler. Facebook’un aksine burdaki sistem tasarımı görüşmesini geçtim. SRE’lere soyut olmayan büyük ölçekli sistem tasarımı (non-abstract large scale system design) görüşmesi yapıyorlar. Bu konuda internette daha az kaynak olmasına rağmen sanırım daha elle tutulur sorular sordukları için bunu yapabildim. Böylelikle yüzyüze görüşüp 4’te 4 reddimi tamamladım. Görüşmeye hazırlandığım kodlama soruları ile görüşmedeki sorular tarz olarak farklıydı. IK’ci bana telefondaki görüşmelerdeki gibi olacağını söylemişti. Ben de o tarz sorulara bakmıştım. Görüşme sonunda eğer doğru taktikle hazırlanmış olsaydım geçebilirdim hissine kapıldım. Bu da bendeki görüşmelerin bir miktar yalandan olduğu hissini perçinledi. Asıl hedef gibi baktığım ve reddedildiğim için de bu görüşmeden sonra hafif bir depresyona girdim. Hayatın anlamı haline getirdiğim için bir anlamsızlık hissi geldi. Görünürde olan bir şey değil, benim kendi içimde yaşadığım bir şeydi. Günlük hayatımı sürdürdüm. 

Arkasından Facebook ile tekrar görüştüm, gene kodlamadan geçip sistem tasarımından çaktım. Bu sefer öyle detaylı bir geri bildirim gelmedi. Kısa kısa yorumlar. Görüşmecilerimden biri pek komik bir geri bildirim vermiş. Sistem tasarımı ile ilgili daha çok tecrübe edinecekmişim. Nerde? Nasıl? Madem yüksek ölçekli sistem tecrübesi arıyorsunuz beni niye görüşmeye çağırıyorsunuz? Anladım ki geçen seferki güzellikler o an yönetici olan kişi ile ilgiliymiş, Facebook’un genel hali değilmiş. 

İnanmazsınız Google ile bir kez daha görüştüm. Gene sınırdan reddettiler. Hatta görüşmecilerden biri o telefonda sordukları zor soruyu sordu. Nerdeyse aynı geri bildirim geldi. Demek ki hazırlanma taktiğindeki değişiklik bir işe yaramadı. Hakkaten benim performansta sıkıntı olabilir. 🙂  Bu seferki görüşmecilerim daha iyiydi. Görüşmecilerimin ikisi için beraber çalışmak isterdim diye içimden geçirdim. Bir sene öncesinden farklı olarak ek olarak davranışsal bir görüşme yaptılar. 

Başta ağlayıp zırlayıp kusuru kendimde bulurken, ilerleyen zamanlarda heyecanımı yenip kendimi daha iyi hissedince görüşme meselelerine daha eleştirel bakabilmeye başladım. Sonradan geriye dönüp bakınca Google’daki ilk görüşmecim çok kötüymüş, anladım. En kötü görüşmecimmiş. Adama ‘algoritmayı anlatayım mı’ dedim ‘gerek yok kodla’ dedi. Halbuki her seferinde ‘önce algoritmayı anlatın ve görüşmecinizle anlaşın’ diyorlar.  Şimdi olsa şikayet ederim, görüşmeyi tekrarlarlar. Soru da kazıktı. Sevgili ex-Googler arkadaşım daha o zaman ‘görüşmecin kötüymüş’ dedi. Ama ben kusuru kendimde bulmayı tercih ettim. 

Gülçin, İstanbul’daki etkinlikte ‘İnsanlar başarı hikayelerini anlatıyorlar ama başarısızlık hikayelerini anlatmıyorlar. Halbuki başarıyı yakalayana kadar bir sürü başarısızlık yaşıyorlar.’, demişti. Bu benim yıllardır süren başarısızlık hikayem. Üstelik sonunda mutlu son da yok, yani bir başarı da yok. 🙂 Aylarca çalıştım uğraştım umut ettim planladım ama olmadı. ‘Yüzyüze görüşmeye gitmek de bir başarı ama’ diyenler oluyor. Yoo değil bence. Gittim de ne oldu ki? Sonuç yoksa başarı da yok. Şimdi geriye dönüp de bakınca pişman değilim ama sonucu iyi olmamış olan şeye de insanın iyi olmadı demesi gerekiyor. Bu görüşmelerde sorulan sorulara çalıştığın zaman işyerinde yeni bir beceri kazanmıyorsun, işleri daha iyi yapmıyorsun. Görüşmelerde sorulan problemlerden hiç biri ile ben işyerinde karşılaşmıyorum. Sistem tasarım görüşmeleri zaten kafadan ütopik. Kimse hatta o tasarımları yapanlar bile o şekilde sistem tasarımı yapmıyor. Buna harcadığım vakitle kitap yazabilirdim, Youtube videoları çekebilirdim, ne bileyim yazılımla ilgili kitaplar okuyabilirdim. 

İyi bir şekilde sonuçlanmadıysa da belli kazanımlarım oldu. Bir ara bu telefon görüşmelerinden üst üste red alınca bir iç hesaplaşmaya girdim. Ben bunları niye yapamıyorum diye. Zekiyim çalışıyorum, niye olmuyor? Orda hiç beklemezdim ama egosal bir sıkıntım olduğunun farkına vardım. Soruları küçümsüyordum ve sorulara “gelişme kafasıyla” değil ”sabit kafasıyla” yaklaşıyordum. Yani çözemediğim soruya “yapamıyorum demek ki yeni bir şey öğrenmek için bir fırsat bu” diyeceğime “yapamıyorum demek ki yeterince iyi değilim” diyordum. O yüzden her çözemediğim soru da acayip kafamı bozuyordu. Bu süreçte o tarafımı bir miktar törpülediğimi düşünüyorum. Görüşmelere daha rahat girmem ve daha eleştirel bakabilmem de bunun sayesinde oldu muhtemelen.  Diğer bir kazanımım: Viyana’ya, Londra’ya, Dublin’e, Prag’a beleş gittim geldim. Ordaki arkadaşlarımı gördüm. Interview turizmi yaptım adeta. 😛  

Buralarda çalışmak çok istediğim bir şeydi. Yapmasaydım içimde kalacaktı. Başlarda görüşmeleri çok erteledim. Baştan bu sürece başlayabilecek olsam, o görüşmeleri ertelemezdim. İnsan gözünde büyüttüğü için ve tecrübesiz olduğu için fazlaca heyecana kapılıyor. Bence böyle bir şey aklınızda varsa, hazırlanın ve görüşmelere girin. Heyecan, genelde performansınızın daha düşük olmasına sebep oluyor. Ancak görüşmelere gire gire kırılıyor. Ne kadar okusanız etseniz de insanın kendi deneyimlemesi farklı oluyor. Hem nelerde zayıf olduğunuzu görün. Hazırlığınızı ona göre yaparsınız. Görüşmeden geçemezseniz bu saydığım yerlerin hepsi ile bir sene sonra tekrar görüşebiliyorsunuz. Hatta kendileri arıyor çoğu durumda. Şunu da belirtmeliyim, benim 10 seneden fazla tecrübem olduğu için bana o şirketlerde 10 senedir çalışanlara yaptıkları görüşmenin aynısını yapıyorlar. Özellikle sistem tasarımı konusunda iyi olmanızı bekliyorlar. Sizin iş tecrübeniz daha azsa, hele yeni mezunsanız sistem tasarımı konusunda iyi olmanız beklenmiyor. Ek olarak benle 40 yaşına geldikten sonra görüşmezler diye düşünüyordum. Niyeyse! Öyle de bir şey yok. 42 yaşındayım hala arıyorlar. 

Bu yazıyı okuduktan sonra, başvurmak istiyorduysanız başvurmaktan vazgeçmeyin! Hatta böyle bir niyetiniz varsa erkenden başlamanızda fayda var.  

8 Comments

  1. Facebooktan gelen feedback’i paylasabilir misiniz eger mumkunse?

  2. Yazı için teşekkürler bu yazı bir ayna misali aslında, denedikçe her defasında dönüp kendimize bakmamız gerektiğini anlattı. (Not: bazen aynalar da kötü olur 🙂 )

  3. Elif Hanim hikayenizi bir gerilim romani okur gibi okudum =) 35 yasimdan sonra yurtdisina acilmis biri olarak onumuzdeki yolun hala acik oldugunu gormek cesaret verici. Is hayatinizin devaminda da yolunuz acik olsun =)

  4. Betül Uzun

    Elif Hanım paylaşımınız çok değerli. Çok teşekkürler. Ben de elimde elle tutulur bi başarım olmayınca başarısızlıklarımı yazmaya başlamıştım. Bu yazınız o yüzden çok tanıdık geldi. Ayrıca şunu fark etmemi sağladı. Bu gibi durumlardan geçerken kendime ne kadar acımasız yorumlar yapmışım diye düşündüm okurken. Siz de kendinize çok yüklenmişsiniz zaman zaman. Ama ben okurken sürekli size teselli vermeye çalıştım:D
    İnsan ne kadar çok denerse o kadar düşüyor ve o kadar çok şey öğreniyor.

    Başrılar diliyorum ki yakın zamanda başarı hikayelerinizi de okuruz diye düşünüyorum:)

    • Teşekkür ederim. 🙂

      Kendimize yükleniyoruz çok evet.

Secu için bir cevap yazın Cevabı iptal et

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.